A+ A A-

Zehirlenen kent Halepçe

  • Kategori: Rojev
  • Gösterim: 13099

Dünya, körpe çocuklarına sımsıkı sarılmış vaziyette sokak ortasında boylu boyuna uzanmış babaları, birbirlerine sarılmış kardeşleri ve gene bebelerinin üstüne kapanmış anaları seyrediyor.

Televizyonlar bu dehşet verici sahneleri artarda gösteriyorlar. Basının birinci sayfaları sokaklara serilmiş insan cesetleri ile dolu... Bunlar, Irak Baas rejiminin zehirli gaz bombaları ile imha ettiği Güney Kürdistan'ın Halepçe ilçesi sakinleri.. Savunmasız, sivil halk! Çocuklar, yaşlılar, hastalar, sakatlar... Bir ilçenin tümü...

Halepçe'de 5 bin insan katledildi. Katliamdan bir kaç gün sonra ilçeye girebilen ve hala kaldırılmamış cesetleri görüntüleyen gazete ve televizyon muhabirleri jenosidi bu görüntülerle dünyaya duyurdular. Irak devleti ise, dünyanın gözüne baka baka, kimyasal silahları kullandığını ve bundan böyle de kullanacağını belirtmekten geri durmadı. Irak, bu silahları İran saldırılarına karşı kullandığını iddia ediyor. Ama, saldırıların Kurtarılmış Kürdistan topraklarındaki sivil halka yönelik olduğu binlerce, on binlerce film ile kanıtlandı... Halepçe, en az ikinci bir Hiroşima kadar insanlığın hafızasında yer edecek korkunç ve dehşet verici bir toplu katliamın simgesidir şimdi!

Halepçe'deki insan kırımını tespit etmeye çalışan siyasi güçler ölü sayısının 7 bine vardığını belirtiyorlar. Bombardımanlarda canını kurtarmak amacıyla bölgeyi terk eden binlerce kişinin henüz Halepçe'ye dönmemiş olmaları da kesin rakamlara varmayı zorlaştırıyor.

Bölgede ve İran hastanelerinde 15 binin üzerinde yaralı olduğu da çeşitli kaynakların verdikleri haberler arasında.

Bilindiği gibi, Halepçe'yi Irak Ordusu geri çekilirken bombaladı. Halepçe şimdi Kürt gerillalarının elinde.

BAAS 'İN KATLİAMLARI

Baas rejimi 1974'te Kaledız'da, 1985'te 52'si çocuk 150 sivilin katledildiği Zevve'de, 15 Nisan 1987'de başlatıp, 1987 Haziran'ına kadar aralıksız olarak devam ettirdiği ve zehirli gazların yoğun olarak kullanıldığı Şeyhwasan ve Melekan'da savunmasız sivil Kürt halkına karşı toplu katliamlar yaptı.

Bu katliamlarda İran askeri mevzileri hedef seçilmedi. Çok açık bir biçimde Peşmergenin egemenlik alanları içinde kalan sivil yerleşme merkezleri hedef seçildi. Baas doğrudan doğruya Kürt halkına karşı jenosid eylemleri planladı ve bunu barbarca sürdürdü..

Baas, Halepçe jenosidinin gerçekleştirildiği günlerde Sergelu, Bergelu ve Yax-semer'e yapılan saldırılarda da kimyasal silahlar kullandı. Buralar kurtarılmış Kürdistan toprakları idi. Ve İran askeri mevzileri ile bağlantıları yoktu.

Son olarak büyük bir askeri güçle saldırılan Karadağ ise Kürdistan'ın iç bölgesi sayılır. Irak-Iran savaşının askeri cephesinden uzakta bulunan Karadağ'da da Irak'ın İran askerlerini bombaladığı iddia edilemez.

BAAS, egemenlik kuramadığı ve her gün biraz daha geriye püskürtüldüğü Kürdistan'ı hedef seçmiş durumdadır ve BAAS, doğrudan doğruya Kürt halkına karşı bir imha savaşı sürdürmektedir.

Kaldı ki, Irak, Kürtlere karşı kullandığı gibi İran'a karşı böyle pervasızca kimyasal silah kullanamaz! Kullanırsa hesabının sorulacağını bilir. Eğer İran'ın bir kentine füze atarsa, cevap alacağını bilir. Fakat elinde gerilla silahlarından başka bir savunma aracı olamayan peşmerge güçlerine karşı her türlü silahı kullanmakla kalmaz; silahsız-savunmasız Kürt halkına karşı soykırım eylemlerini bütün pervasızlığı ile sürdürür.

Başını Saddam celladının çektiği kanlı BAAS diktatörlüğünün gerçekleştirdiği insanlık suçlarından sonuncusu olan Halepçe jenosidi sömürge Kürt halkına dostlarını ve düşmanlarını tanımak için bir fırsat daha verdi.

Örneğin, dünya bu insanlık suçunu teşhir eder, her tarafta protesto gösterileri yapılırken, TC Başbakanı Turgut Özal, Irak'ı ziyaret etti. Özal, 5 bin insanın vahşice katledildiği Halepçe'yi ağzına bile almadı..

Halepçe Jenosidine karşı Kürtler, yaşadıkları bütün dünya ülkelerinde protesto gösterileri düzenlediler. Bu eylemler yetersiz de olsa uluslararası kamuoyunun oluşmasını ve uluslararası kamuoyunun yer yer tepkilerini dile getirmesini sağladı.

Kürtler, İngiltere, Federal Almanya, Fransa, Yunanistan, İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, ABD, Belçika, Avusturya ve diğer ülkelerde, yığınsal eylemlerle Irak'ı lanetlediler. Dünya televizyonları ve basın bu eylemlere geniş yer verdi. Uluslararası düzeyde cılız da olsa Irak'ı mahkum ve teşhir eden tavırlar alındı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Irak'ı jenositten dolayı kınadı. İngiltere Dışişleri Bakanı Irak büyükelçisini makamına çağırarak uyardı. Federal Almanya'nın Darmstadt savcılığı Irak'a kimyasal silah maddesi satan iki firma hakkında soruşturma açtı. Bir grup Kürt İsveç Başbakanı İngvar Carlsson'u ziyaret ederek, Irak'ın uygulamalarına karşı sessiz kalmamaları talebinde bulundu. Bir çok ülke parlamenterleri ve politik partileri jenosidi kınadı.

Halepçe jenosidi karşısında dünyanın dikkatini çeken çok önemli bir tavır ise sosyalist blokun tavrı oldu. Sosyalist blok, konu ile ilgili herhangi bir belirleme yapmadı!?

Kürt sorununun başlı başına bir sorun olarak tartışıldığı Türkiye'den ise -Siyasi partiler, demokratik kuruluşlar vb.- beklenildiği üzere ses çıkmadı.

SON SALDIRI MERKEZİ KARADAĞ

Irak, peşmerge güçlerinin denetiminde bulunan Karadağ bölgesine karşı yaptığı geniş çaplı saldırılarda 26 ila 31 Mart günleri sürekli olarak kimyasal silahlar kullandı. Saldırılar, yüzlerce sivilin ölümüne ve binlercesinin yaralanmasına yol açtı.

Süleymaniye ilinin güney batısındaki Karadağ bölgesi geçen yıllar içinde peşmerge güçleri tarafından kurtarılmış, uzun bir dönemden beri peşmerge güçlerinin denetimi altında bulunmaktaydı.

Halepçe jenosidinin henüz kanlan kurumadan, Irak, bu kez de İran - Irak savaş cephesinden uzakta bulunan Karadağ'da peşmerge güçlerinin etkinliğini kırmak için kimyasal silahlar kullandı.

25 Mart günü başlayan ve 18 askeri birlik ile beraber 20 cahş birliğinin katıldığı Irak saldırısı peşmerge güçlerinin direnişi ile karşılaşınca, savaş uçakları daha önceleri de bir çok kez uyguladıkları gibi bölge köylerini zehirli gazlarla bombalamaya başladı. 26-27 Mart günleri yapılan bombardımanlar sonucu Karadağ ilçesi Meleke-car, Sevşinan, Caferan köylerinde 64 kişi yaşamını yitirirken, 210 kişi de yaralandı.

Bu saldırılar ile de peşmerge güçlerinin direnişini kıramayan Irak savaş uçakları bu kez de 28 -31 Mart günleri Karadağ çevresindeki Belka, Dukan, Vuryan, Sole, Xirnukan, Banimor, Kalağa, Peytul, Rabat, J ala, Dereje, Deruyan, Darbem, Dolan ve Kazankaya köylerini bombalayarak, yüzlerce sivilin ölümüne ve binlercesinin yaralanmasına yol açtı.

Kimyasal silahların yarattığı öldürücü etkiden korunmak için binlerce sivil köylerini terketmek zorunda kaldı. Irak, l Nisan günü yaptığı açıklamada, bölgeyi denetim altına aldığını belirtirken, Alandaki etkin siyasi ve askeri güçler olan YNK ve KDP; peşmerge güçlerinin halen direnişi sürdürdüklerini açıkladılar.

 

Konuyla ilgili İngiltere'de görüşlerine başvurduğumuz YNK Genel Sekreteri Celal Talabani: ' 'Irak 'in açıklaması yalandır. Irak sadece Karadağ kasabası ve çevresindeki üç köyü ele geçire-bilmiştir. Karadağ bölgesinin büyük bölümü peşmerge güçlerinin denetimindedir. Irak 18 askeri ve 20 cahş birliğinden (liva) oluşan saldırgan güçleri ile, peşmerge direnişini kıramamıştır. YNK, KDP ve diğer siyasi güçlere bağlı peşmerge birlikleri devam eden saldırıya karşı halen kahramanca direnmektedirler. Irak yalan açıklamalarda bulunuyor. Bölgenin en stratejik noktası olan Seğirme dağı peşmergenin denetimindedir." dedi.

Talabani ayrıca, gönderdiği bir telgraf ile Özal'ın Bağdat'ı ziyaretini protesto etti. Telgrafta özetle şu ifadelere yer verildi: "Halepçe'de döktüğü Kürt kanı henüz ellerinde kurumayan Saddam ve onun rejimi bütün dünyada protesto edilirken, yaptığınız ziyaret Kürdüyle, Türküyle, Türkiye halklarının çıkarlarına ters düşen bir eylemdir. "

Gazetemiz baskıya girdiği günlerde Avrupa'nın çeşitli yerlerinde protesto gösterileri boyutlanarak devam ediyordu.

ANK • Stockholm