A+ A A-

Kuzey Kürdistan’da bir şehrin haritadan silinme çabaları

YORGO BACA - Sömürgeci ırkçı Türk devletinin temsilcisi olan askeri diktatörlük bir yandan dışa doğru demokrat görünmeye çalışırken, diğer yandan da mazlum Kürt halkına baskıları arttırmaktadır.

Bunlar yetmezmiş gibi, sömürgeci Türk devleti, bu sefer de Dersim (Tunceli) vilayetine bağlı olan 234 köyün boşaltılmasını istemekte ve orada ikamet eden otokton Kürt halkın; İzmir, Mersin, Muğla ve Antalya'ya göç ettirileceğini açıklamakta! Burjuva basının kaynaklarına göre boşaltılacak köylerdeki insanların nüfusu yaklaşık 50 bin kadardır.

Sömürgeci ırkçı Türk devleti, kendi Kemalist ideolojisine dayanarak 2510 sayılı Mecburi iskân Kanunu'nu 1938'de Dersim'deki Kürt halkına karşı katliam yaparak uyguladı. Ve bu da yetmezmiş gibi, şehrin de adını değiştirerek Tunceli yaptı. Şimdi durum nicelik olarak farklı görünmekte. Fakat nitelik olarak ise aynıdır. Kanunun daha net anlaşılması için Anayasanın 170. maddesine dikkat edilmesi gerekir. “Ormanlar içinde ve bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde devlet ve halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu verelere yerleştirilmesi için devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına sunulması kanunla düzenlenir.' '(1)

Daha sonra 1987 yılı, "çalışma döneminde 6831 sayılı Orman Kanununun 21 A maddesi gereğince bazı orman içi köyler halkının yerleştirilmesi ile ilgili yazının gereği yine bu yasanın 13/B maddesi gereği tercihi halkımız istemektedir.

Anılan yasa ile ilgili madde uyarınca bakanlığınızca yerleşim alanı olarak gösterilen iller arasında ileri tercihli bir..." (2)

Bu sefer sömürgeci devletin hükümeti, 1982 Anayasası'nın yukarıda yazılı olan 17. maddeyi uygulamak istemesi, 2510 sayılı kanunun ile pratikte aynı işi görecek alandır.

Dikkat edilecek iki nokta vardır. Birincisi dışa doğru göreceli demokrat görünebilmesi için ve hiç kimse bu hükümete (TC) hesap sormaması için köy muhtarları yoluyla halka zorla dilekçe imzalattırıp güya kendi öz yurdundan ve topraklarından olmayı "kabul" ettiklerini, Orman Bölge Baş Müdürlüğü’nden istemektedirler.

Ne zamandan beri sömürgeci devlet sömürge halka, eşit düzeyde muamele edebildi?

1930'da, sömürgeci Türk devletinin Başbakanı olan İsmet Paşa'nın (İnönü) şu sözlerini hatırlayalım:

“Beş seneden beri Doğu Vilayetlerinde vukua gelen kökü dışarda entrikalarla körüklenen isyan, bugün gücünün yarısını kaybediyor. Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.' '(3)

O halde ırkçı Türk devleti Tunceli köylerinde Kürt halkının yaşadığını da çok iyi biliyor. Fakat ırkçı ve asimilasyoncu planlarını uygulayabilmesi için herhangi bir iç sosyal dalgalanmadan da kaçındığı için kendi emellerini gizlemektedir. İkincisi ise Türk devleti, bu uygulamaya karşı iyi emeller taşıdığını ormanlık olan yerleri ihya edeceğini ve göçe razı olan Kürt halkını elverişli topraklara yerleştireceğini Orman Bakanlığının kanalıyla bildirmektedir.

Kürt halkını ikna edebilmek için aynı demagojileri sömürgeci Türk devletinin başbakanı 1938'de şöyle açıklamıştı:

"Türkiye hükümeti bu sene Dersim meselesini tekrar ele alacak ve bu mıntıkada askeri mahfeller yapacağız, köprüler inşa edeceğiz ve mektepler açacağız. Arzu ediyoruz ki, askeri hareketlerde tevakkuf etmeksizin devam etmekte bulunsun.' '(4)

Türk devletinin netice itibariyle asıl gayesi resmi devlet ideolojisine dayanarak, yani "Türk devleti tek ulus bütünlüğünü teşkil etmekte" ilkesinden hareketle, Dersim (Tunceli) köylerinde yaşayan Kürt halkını Batı'ya sürmek, mecburi iskâna tabi tutarak onları Türk toplumu içerisinde eritip ulusal bilinçlerini yok etmedir.

Yukarıda bahsettiğim gibi 170. maddeyi uygulamaya çalışarak diğer taraftan köylerde yaşayan Kürt halkına dilekçe imzalattırıp mecburi iskân olgusunu Türk ve Kürt kamuoyu içerisinde meşrulaştırma ve rasyonelleştirme çabasında bulunmaktadır.

Bence tüm demokrat, ilerici Kürt ve Türk aydınlar buna engel olarak, ister Avrupa'da, ister bütün dünya ülkelerinde olsun, geniş bir kampanya açılıp, ırkçı Türk devletinin insan haklarına aykırı olan yöntemlerini teşhir ve protesto etmeleri gerekir...

l-17/2-87 Cumhuriyet 2-17/2-87 Cumhuriyet

3- Milliyet 31/8-1930, Zikreden Rambout; Kürdistan, Komal yayınlan.

4-  Vet. Dr. M. Nuri, Dersim Tarihi, sayfa 306. Cumhuriyet, 30/6-1938

Mart 1987

Yorgo Baca

Sayı 14, Sayfa 5, 25 Mart 1987